TECAVÜZÜN ASIL SEBEBİ CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ

Meksika

18.Şubat.2015′te Milliyet’te çıkan yazım…

Avrupa Parlamentosu, tecavüzle mücadele etmenin dünyadaki en iyi örneklerini iç raporunda derledi. Meksika’daki yasa teorik olarak en iyi örnek olarak gösterilirken Güney Afrika’daki özel mahkemeler uygulamada çok başarılı

Avrupa Parlamentosu İçişleri Genel Müdürlüğü’nün Vatandaşlık Hakları ve Anayasal İlişkiler adlı biriminin “Toplumsal cinsiyet eşitliği: Dünya çapında tecavüzü önlemenin ve tecavüz kurbanı kadınları desteklemenin en iyi örnekleri” adlı raporunda çarpıcı tespitler yer alıyor. 2013 tarihli raporda, tecavüzün kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin bir göstergesi olduğu vurgulanarak çok ciddi bir şiddet örneği olduğu aktarılıyor. Tecavüzün neden gerçekleştiğinin sebeplerinin belirlenmesi ve nasıl önleneceğinin bulunması gerektiği belirtiliyor. Gerekli politikaların hiçbir toplumda tam olarak uygulanmadığı belirtilirken geliştirilen başarılı projeler sıralanıyor.

Meksika’da kanunu
kadınlar hazırladı

Türkiye’de olduğu gibi güçlü bir ataerkil toplum yapısına sahip olan Meksika, yaptığı yasal düzenlemeyle raporda örnek ülke olarak gösteriliyor. Erkek egemenliğine dayalı bir toplum yapısı görülen Meksika’da 2007′de yapılan ve 2012′de geliştirilen “Kadınlara şiddetin olmadığı bir hayatı garantilemek için genel kanun”, kadına uygulanan herhangi bir şiddetin cinsiyet temelli ve sistematik olduğunu yasalaştırması açısından önemli. Kanunun uygulanmasında yetersizlikler görülse de, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yasalarda yer alması ve devletin sorumluluğunu vurgulaması açısından başarılı.

Meksika’da geçtiğimiz yıl yayınlanan bir araştırmaya göre ülkedeki kadınların yüzde 80′inden fazlası ailesinde, iş yerinde, toplumda veya kamu alanında şiddete maruz kalıyor. 2012 ve 2013 arasında şiddetten ötürü 3 bin 892 kadın hayatını kaybetti; ülkede her gün beş kadın ölüyor. Bu veriler Meksika’da kadınların maruz kaldığı şiddeti göstermesi açısından dikkat çekici. Kanunun yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra Af Örgütü yayınladığı araştırmada, devletin uygulamada başarısız kaldığını belirtti. Yine de kanunda devletin sorumluluğunun, tecavüzcülerin cezasız kalmaması olduğunun belirtilmesi mihenk taşı niteliğinde.

Konseyin başı feminist
Kongre üyesi ve ülkenin önde gelen feministlerinden Marcela Lagarde öncülüğünde, 2008 yılında kadına şiddet uzmanları ve araştırmacılardan oluşan 60 kişilik bir ekip, feminist organizasyonların yardımıyla bu kanunu hazırladı. Lagarde, kadınların öldürülmesini, “kadınlara karşı sistematik bir şiddetin, toplumun kökenlerine nüfuz etmiş kadın-erkek eşitsizliğinin, kadınların kamu ve özel hayatında insan haklarının ihlal edilmesinin” neticesi olduğunu kaleme aldı.

Polise eğitim, kadına sığınak
Kanunda kadınlara verilen her türlü zarar, “cinsiyetçi şiddet” olarak tanımlanırken herhangi bir cinsel tacizin “erkeklerin kadınlar üzerinde üstünlük sağlamak istemesinden” kaynaklandığı belirtildi. Kadına şiddet uygulayan faillere federal kanunlar tarafından ceza verileceği ve eğitim programlarına katılacakları ifade edildi. Faillerin yargılanması, taciz kurbanlarına yardım edilmesi ve tecavüze uğrayan kadınlar için sığınak ayrılması adına federal bütçeden pay ayrılacağı kaleme alındı. Polis ve yargı sisteminde çalışanlara eğitim verileceği aktarıldı. Üniversiteler ve okullarda toplumsal cinsiyet eğitimi verilirken 2006′da sadece kadına karşı şiddet davalarına bakması için Özel Savcılık kuruldu.

south-african-women-protest-against-rape

Güney Afrika’da cinsel
suçlar için özel mahkeme

Her 100 bin kişide 134 tecavüz ya da tecavüz girişiminin görüldüğü Güney Afrika’da tecavüz ve cinsel şiddet kültürü çok yaygın. Ülkede her dokuz vakanın sekizinin yasal mercilere ulaştırılmadığı düşünülürse cinsel şiddetin Güney Afrika’da çok ciddi boyutlara ulaştığını gözlemlemek mümkün. Bildirilen tecavüz vakalarının yüzde 40′ı ise çocuklara karşı gerçekleşiyor. 1999′da Cinsel Suçlar Mahkemesi’nin kurulması, kurbanların travmasını azaltmak ve mahkumiyet oranını artırmak için oluşturulan “tecavüz karşıtı strateji” kapsamında büyük önem teşkil ediyor.

* Özel eğitim almış yetkililerin görev aldığı bu mahkemeler, diğer mahkemelerden farklı olarak şu özelliklere sahip:
- Cinsel suçları inceleyen ayrı bir mahkeme odası
- Kurbanlar, kurban aileleri ve tanıklar için ayrı bir bekleme odası
- Kurbanların mahkemede yüz yüze tanıklık yapmaması için kameralı ayrı bir oda
- Biri mahkeme süreciyle diğeri kurbanın mahkemeye çıkmasıyla ilgilenen iki ayrı savcı
- Kurbana danışmanlık veren bir ofis
- Soyal hizmet görevlisi

* Özel mahkemelerle görülen iyileşmeler:
- Cinsel tacize ya da tecavüze maruz kalan kurban, özel savcılar 24 saat çalıştığı için olayın hemen ardından yasal mercilerle iletişime geçebiliyor. Bu savcı dava sonuçlanana kadar kurbanın yanında olarak ona danışmanlık yapıyor ve yardımcı oluyor.
- Eğitimli kişiler mahkemede çalıştığı için kurbanlar, ikinci kez travma yaşamıyor, daha kolay şikayet ediyor ve kanıtlar daha iyi hazırlanıyor.
- Kurbanlar polis merkezlerine gittikleri anda özel merkezlere gönderiliyor; kanıtlar uzmanlar tarafından toplanıyor ve tanıklık kayda alınıyor.
- Özel mahkemeler ve merkezler kurulmadan önce bir davanın sona ermesi 18 aydan iki yıla kadar sürerken yeni sistemle altı ay içinde çözülmeye başladı.
- 2012 yılı itibariyle cinsel suçlarda yüzde 3.1′lik bir azalma görüldü.

* Özel mahkemelerin zayıflıkları ise şöyle:
- Çok sayıda dosyanın olması görevi zorlaştırıyor.
- Yeterli kaynak bulunmamasından ötürü çocuk kurbanlarla zanlıların aynı araçta mahkemeye taşınması gibi büyük zaafiyetler görülebiliyor.
- Çalışanlara verilen eğitim kapsamlı olsa da ağır iş yükü olan çalışanların eğitimlere katılamadığı görülüyor.
- Altyapının yetersiz olduğu gözleniyor.

talkaboutittwice

İsveç’te #hakkındakonuş
tecavüzü sorgulattı

Türkiye’de Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan İdil Elveriş’in sosyal medyada başlattığı #sendeanlat kampanyası, 14 Aralık 2010′da İsveç’te Twitter üzerinden “hakkındakonuş” (#talkaboutit) etiketiyle düzenlendi. Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’a yöneltilen cinsel taciz suçlamalarının ardından kadın gazeteciler tarafından bu etiket altında sosyal medyada bir kampanya başlatıldı. Kimileri tarafından Assange’a karşı bir karalama kampanyası olarak görülse de, tecavüzün asıl tanımının ne olduğunun kamuoyu tarafından tartışılması açısından büyük yarar sağladı.

Rıza verilen seks ve tecavüz arasındaki çizginin tartışılmasını sağlayan etiket altında önce İsveç sonra bütün dünyaya yayılan kampanyada kadınlar, tecavüzün yasal tanımı dışında yer alan ancak tecavüz sayılabilecek tecrübelerini konuştu. Kadın gazeteciler ve yazarlar tarafından aynı anda başlatılan kampanya çok hızlı bir şekilde yayılırken çok sayıda ödül aldı. Tecavüzün genel kanının aksine sadece tanınmayan failler tarafından gerçekleşmediğini, evde ya da kurbanı yakından tanıyan kişiler tarafından yapılabileceği açıkça konuşuldu. Kampanya aynı zamanda geleneksel medyanın bu tartışmalara hakim olmadığını da ispatladı.

İlk siz yorum yapın