“CUMHURBAŞKANI MUTFAĞINDA BİR KADIN İSTİYORDU”

OZAN8111-1024x710

7.10.2013′te Milliyet’te yayınlanan yazım…

Daniele Mazet-Delpeuch, eski Fransa cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın özel şefi olarak Elysee Sarayı’na aşçı olarak giren ilk kadın. Delpeuch’nin saraya uzanan yolculuğu, Mitterrand’ın “büyükannesi gibi yemek pişerecek bir kadın aşçı” istemesi üzerine Michelin yıldızlı şef Joel Robuchon’un önerisiyle başlıyor. 1988 yılında yanına gelen koyu takım elbiseli adamların teklifine “evet” diyen Fransız yemek ustası, iki yıl boyunca Mitterrand ve cumhurbaşkanının ağırladığı dünya liderlerine yemek sanatını icra ediyor.

Erkek egemen siyaset dünyasının yansıması olan mutfaktaki tekeli, Fransa’nın Perigord bölgesindeki çiftliğinden gelerek kıran Delpeuch’nin macera dolu hayatı “Sarayın Tatları” filmine konu oldu. 2012 yapımı filmin Fransız Kültür Merkezi’ndeki gösteriminden önce bir araya geldiğimiz Delpeuch ile Elysee Sarayı’ndaki yaşamını ve Mitterrand ile ilişkisini konuştuk. Delpeuch, hayatında olup bitenler hakkında fikir sahibi olunabilmesi için mutlaka filmin izlenmesi gerektiğini salık veriyor.

Delpeuch’den Mitterrand’ın en çok hangi yemeği sevdiği sorusuna cevap alamıyoruz. Film çekildiğinden beri sıkça bu soruyla karşı karşı kaldığını belirten Delpeuch, buna hiçbir zaman cevap vermediğini ve vermeyeceğini aktarıyor. Cumhurbaşkanının özel aşçısının ağzını bıçak açmayan konulardan biri de Mitterrand’ın özel hayatı. Mitterrand’ın uzun yıllar boyunca gizli bir ilişki yaşadığı Anne Pingeot ile tanışıp tanışmadığıyla ilgili ağzını açmıyor. Çiftin kızları Mazarine Pingeot’ya da hiç yemek pişirip pişirmediğine dair sorumuzu yanıtsız bırakıyor.

Elysee Sarayı’nda çalışmak için size teklif nasıl geldi?

Aslında öylece oluverdi. Cumhurbaşkanı mutfağında bir kadın istiyordu. O kişi da ben oldum, tamamen şans!

Birinin büyükannesi gibi yemek pişirmesini istiyordu, değil mi?

Evet, bunu bana sonra söyledi. Ona “bana bazı direktifler verin, ne yapmam gerek, nasıl pişirmeliyim?” diye sordum. O da bana “büyüannem gibi yemek pişirirseniz çok mutlu olurum” dedi.

Elysee Sarayı’nda yaşamak ve çalışmak nasıldı?

İyi mutfak, iyi mutfaktır. Ancak belki bu sefer daha çok protokol vardı. Ancak yemek pişirmek, yemek pişirmektir. Mutfak da mutfaktır. Filmi izlerseniz, mutfağın saraydakiyle neredeyse aynı şekilde tasarlandığını görebilirsiniz. Saraydaki mutfak özel olduğu için oraya girmemize izin vermediler. Mutfağın artık işlemediğini söylediler. Ki zaten üzerinden de 24-25 yıl geçti. Genel olarak çok ilginç bir iş olduğunu söyleyebilirim.

Saray’da iyi ya da kötü unutamadığınız anılarınız var mı?

Genel olarak iyi geçtiğini söyleyebilirim. Filmle beraber fark ettim ki, yönetimdeki erkekler benden hiç memnun değillerdi. Mutfaktaki kadın aşçıdan mutlu değillerdi… Ama benim patronum cumhurbaşkanıydı, bu yüzden umurumda olmadı. Her şeyin yolunda olmadığının farkındaydım, ancak bildiğiniz gibi 25 yıl önce kadınlar mutfakta çok iyi karşılanmıyordu.

Mitterrand’ın sağlık sorunlarıyla ilgili dikkat etmeniz gereken noktalar var mıydı?

Hayır, hiçbir şey yoktu. Filmde cumhurbaşkanının diyette olduğu gözüküyor, ancak bu sadece film içindi. Cumhurbaşkanının gastronom olması gerekiyordu ve öyleydi de…

Mitterrand’la ilişkiniz nasıldı?

O cumhurbaşkanıydı, ben de aşçıydım. O aşçı olmak istemiyordu, ben de cumhurbaşkanı!

Onunla ilişkili hiç unutmayacağınız şey nedir?

Fransa’nın en üst düzey insanlarından birinin benden evinde yemek pişirmemi istemesini asla unutamayacağım. Bana “Paris’te kalmak istiyor musun?” dedi, o cumhurbaşkanıydı ve ben de evet dedim.

Sovyetler Birliği’nin son yöneticisi Mihail Gorbaçov ve eşi için de yemek pişirdiniz, değil mi?

Evet, bay Gorbaçov’u özel bir yemekte ağırladık. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önceydi. Mitterrand, hayatında ilk defa bir dünya liderini evine davet etmişti. Arzusu “bir yakın arkadaş” olarak akşam yemeği yemekti. Eşleri ve tercümanlarıyla yemekte toplam 6 kişi vardı.

Ardından aşçı olarak Antarktika’ya gidiyorsunuz, buna nasıl karar verdiniz?

Filmdeki aşçı Antarktika’ya gitmek istiyor, çünkü saraydaki erkekler ona iyi davranmıyor. Aslında gerçekte saray ve Antarktika arasında 10 yıl var. Bir maceraya ihtiyacım vardı, gitmeye öyle karar verdim. Başvurdum ancak bana “kadınlar bunu yapmaz” dediler. Sonra da “60 yaşındaki kadınlar gidemez, çünkü 30 yaşından büyükleri kabul etmiyoruz” dediler. Ben de “eğer bana kapasitem olmadığım için gelemeyeceğimi söylerseniz kabul ederim. Ancak 60 yaşındaki bir kadın olduğum için gelemeyeceğimi söylerseniz, bunu kabul edemem” dedim.

Antarktika’da yaşamak ve orada yemek pişirmek nasıl bir tecrübeydi?

Psikolojik olarak zordu.

İlk siz yorum yapın