“TÜRKİYE TARİHİ YALANLARI KİTABI YAZILMALI”

History

26.04.2015′te Milliyet’te yayınlanan yazım…

Amerikan tarihiyle ilgili ders kitaplarında yer alan yalanları kitabında kaleme alan sosyolog Loewen’a göre Türkiye tarihi ve Ermeni soykırımıyla ilgili tartışmalarda görev Türk tarihçiler ve sosyal bilimcilere düşüyor

Amerikalı sosyolog James W. Loewen’ın “Öğretmenimin Söylediği Yalanlar: Amerikan Tarih Dersi Kitaplarının Yanlış Anlattığı Her Şey” adlı kitabı mart ayında Alfa Yayınları aracılığıyla Türkiye’de yayımlandı. Kitabının Türk okuyucuyla buluşmasından ötürü büyük heyecan duyan Loewen, kitabıyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Smithsonian Enstitüsü’nde iki yıl boyunca Amerikan resmi tarih yazımında yapılan hataları araştıran Loewen’ın olay yaratan kitabı 1995′de, ardından tekrar 2008′de basıldı. Ünlü Amerikalı tarihçi Howard Zinn’in “Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi” adlı kitabıyla yaptığı gibi Loewen da Amerikalıların tarihle ilgili bildiklerini sorgulamayı amaç ediniyor.

james_l

 

Tarih silaha dönüşüyor
- Amerikan devletinin ideolojisi ve politikalarını dayatmak için resmi tarihi kullandığı örneklerden bahsedebilir misiniz?
Açıkça söyleyebilirim ki, Amerikan devleti kendi tarihini dayatmıyor. Bizim ders kitaplarımız resmi ve ulusal bir onaydan geçmiyor; şahsi kişiler ile şirketler tarafından yazılıyor ve basılıyor. Bu özellikle ABD, genel olarak kapitalizmle ilgili güzel ve olumlu noktalardan biri. Ancak bana yönetimlerin ve Amerikan devletinin önemli negatif roller üstlendiği örnekler vermeme izin verin. 1960′larda ABD’nin güneyinde yer alan Mississippi’ye gittim. O zamanlar ırk ayrımı tamamen hükmünü sürdürüyordu. Öğretmenlik kariyerime başladığım ve genelde siyah öğrencilerin olduğu Tougaloo College okulunda iç savaşla ilgili sorduğum sorulara öğrencilerin yanlış cevaplar verdiğini görünce, siyah öğretmenlerin de beyazların üstünlüğünü gözeten ders kitaplarını anlattığını fark ettim. Çünkü bu kitapları Mississippi eyaleti bedavaya dağıtıyordu. Biz de öğrenciler ve profesörlerden oluşan bir ekiple yeni bir kitap yazdık, kitabımızın onaylanması için dava açtık ve kazandık. Bütün bu süreç tarihin nasıl bir silah haline dönüştüğünü gösteriyor.

Vietnam Savaşı aptalcaydı
Yeni bir örnek verecek olursam, Amerikan Savunma Bakanlığı neredeyse 30 milyon dolar’ı Vietnam Savaşı’nın 50′nci yılını anmak için harcıyor. Ben de dahil olmak üzere çoğu entelektüel ve akademisyen, bunun doğru gitmeyebileceğini düşünüyor. Savaş karşıtı hareketi doğru bir şekilde dahil edecekler mi? Vietnam Savaşı şimdiye kadar yaptığımız en aptalca askeri girişimlerden biriydi; siyasi ve ahlaki açıdan savunulamaz. O yüzden muhalifler haklıydı! Ancak Savunma Bakanlığı’nın bunu kabul edeceğinden şüphe duyuyorum. Bu yüzden çoğumuz öğretmen atölyeleri düzenliyor ve savaşı daha gerçekçi anlatacak kitaplar yazıyoruz.

- 1915′te Ermenilerin yaşadığı katliamın soykırım olarak tanımlanıp tanımlanmamasına dair tartışmalar sürüyor. Türk siyasetçiler, buna tarihçilerin karar vermesi ve arşivlerin açılması gerektiğini aktarıyor. Sizce bu tartışma için nasıl bir yol izlenmeli?
Türkiye’deki olaylarla ilgili bir uzman değilim. Ancak iki öneride bulunmama izin verin. Türkiye, 1915-1920 yılları arasında Ermeni vatandaşları ve diğer bazı gruplara yaptıklarıyla, uyguladığı siyasi ve ideolojik ayrımlarla yüzleşene kadar modern toplumlar arasındaki haklı yerini alamaz. Böyle yapmak zorunda değil, ancak yapmazsa, durum daha da kötüleşecek ve yaralar daha çok iltihap kapacak.
İkinci olarak bunu yapmak Türk tarihçiler ve sosyal bilimcilere düşüyor. Bu yüzden benim tavsiyem, belki de Türkiye bir kitaba ihtiyaç duyuyordur; “Öğretmenimin Bana Türk Tarihiyle İlgili Anlattığı Yalanlar” adında. Buradan bu başlığı öneriyorum, isteyen herkes kullanabilir!

En büyük yalan ilerleme
- Amerikan tarihinin en büyük yalanları nedir?
Cevabım her gün değişiyor! Ama şunu söyleyebilirim: En büyük genel geçer yalan; “Çok büyük bir devlet olarak başladık, gittikçe kendiliğinden daha da büyüdük”. Bu yalanı özellikle “En önemli ürünümüz ilerlemedir” adlı bölümde tartışıyorum. Bizim de diğer uluslar gibi geriye gittiğimiz oldu. 1890 ve 1940 yılları arasında, ırk ilişkilerimizin en alt seviyesinde seyrettiği sıralarda, Afrika Amerikalı ve Avrupalı Amerikalılar, yerli Amerikalılar ve Avrupalı Amerikalılar arasındaki ilişkiler gittikçe kötüleşti. Irk ilişkilerindeki halen devam eden çoğu sorun, bu süreçten dolayı kaynaklanıyor; kölelikten ötürü değil. Ancak ders kitaplarımız ve öğretmenlerimiz bu konuyu tartışmıyor; çünkü kesilmeyen bir süreçle ilgili hikayeleriyle uyuşmuyor.

İlk siz yorum yapın