EGE’NİN İKİ YAKASINI BEKLEYEN EN ZOR SINAV

greece-migrants

21.Mart.2016′da Business HT’de yayınlanan yazım…

Türkiye ve AB arasında varılan mülteci anlaşmasının ardından tartışmalar bütün hızıyla sürüyor. Anlaşmanın nasıl uygulanacağı konusunda bazı soru işaretleri ortaya çıkarken anlaşmanın yürürlüğe girmesinde en büyük sorumluluk Türkiye ve Yunanistan’a düşüyor.

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras attığı tweetlerinde anlaşmanın tarihi bir öneme sahip olduğunu vurgulasa da Yunanlar o kadar emin değil. Mülteci akını başladığından beri göçmenlere kucak açan Yunanlar, Suriye savaşı bitmeden mülteci akınının sona ermeyeceğinin farkında…

Anlaşmanın uygulanmasında diğer AB ülkelerine güven duymayan Yunanistan ile Türkiye arasındaki işbirliği ise iki ülke ilişkileri açısından önemli bir sınav olacak.

‘KAYBEDECEKLERİ ŞEY ÇOK FAZLA’

BBC için çalışan Yunan gazeteci Kostas Kallergis, “İki ülke arasındaki işbirliğinin etkin bir şekilde yürümemesi için hiçbir gerekçe görmüyorum. Özellikle iki ülkenin de geçtiğimiz hafta Brüksel’deki anlaşmayı istekle imzalamasının ardından işbirliği yapmazlarsa kaybedecekleri çok fazla şey var. Uluslararası kanunlardaki farklar ve pratikte bu operasyonların yürütülmesinden ilk başta doğacak sorunlar dışında kısa zaman içinde işbirliği akıcı bir şekilde sağlanacaktır” diyor.

Anlaşma gereğince Yunanistan’ın Türkiye’yi “üçüncü güvenli ülke” ilan etmesi gibi iki ülkenin de iç hukukunda düzenleme yapması gerekiyor. Yunanistan, göçmenleri karşılama noktalarının geliştirilmesi ve insani krizle baş etmesi noktasında AB’den yardım alacak.

Mültecilik başvurusunda bulunan göçmenlerin dosyaları Yunanistan’da tek tek incelendikten sonra göçmenler Türkiye’ye gönderilecek. Türkiye’nin aldığı her göçmene karşılık AB daha önceki anlaşmalarında vardığı yeniden yerleştirme kararlarına göre Türkiye’den bir göçmen alacak.

4 Nisan itibariyle başlaması düşünülen bu süreçte ilk başta 72 bin göçmen yeniden yerleştirilecek, ardından gerekirse bu sayı gözden geçirilecek. Bütün bu süreçlerin yönetilmesi amacıyla Yunanistan’da Türkiye’den, Türkiye’de ise Yunanistan’dan yetkililer bulunacak.

İLİŞKİLER AÇISINDAN TEST OLACAK

Yunanistan’da yayınlanan Azınlıkça dergisinin yayın koordinatörü Evren Dede, “Türk ve Yunan yetkililer işbirliğinde başarılı olur mu?” sorusuna; “Olmak zorundalar. Bir gerçeği asla unutmamalıyız; şu anda açık hava mülteci kampına dönen Türkiye ve Yunanistan mülteci akınını durdurmak için işbirliği yapmazsa mevcut krizin iki ülke arasında yıllardır çözüm bulunamamış diğer sorunları bile olumsuz yönde etkilemesi potansiyeli bulunuyor. Bu tür bir durumda iki ülke de eski gergin yıllara dönebilir. Bu tehlikeyi gören mevcut iki ülke hükümetinin bunu istemediğini, mülteci akınına karşı işbirliğini artırarak Ege’de sükunetin sağlanmasını hedeflediklerini biliyoruz. Aslında bu işbirliği bir anlamda Türk-Yunan ilişkileri açısından da test olacak. Mülteci akınlarına karşı başarıyla çıkmış bir Türk-Yunan işbirliği, diğer sorunların çözümü için gelecek adına olumlu katkı sağlayacaktır” yorumunda bulunuyor.

‘İKİYÜZLÜLÜK ÖNLENEBİLİR’

Yunanistan’ın en büyük siyasi dergilerinden biri olan Hot Doc’ta araştırmacı gazeteci olarak çalışan Yiannis Panayiotopoulos ise “Avrupalı ve Türkiyeli yetkililer şimdiye kadar üstlerine düşen görevleri yapmadığı için” anlaşmanın işe yaramayacağı görüşünde.

“Türk ve Yunan yetkililer arasındaki zorunlu işbirliği, sahil güvenlik teknesi bir mil öteden geçerken ‘60 kişinin doluştuğu bir tekneyi biz görmedik’ gibi ikiyüzlü davranışların ortaya çıkmasını önleyebilir” diyen Panayiotopoulos “bire bir” değişimin Yunan topraklarındaki mülteci/göçmen sayısını dengeleyebileceğini aktarıyor.

Panayiotopoulos’un anlaşma hakkındaki üç büyük çekincesi ise şöyle: “Diğer AB ülkeleri anlaşmaya uymazsa yaptırım olacak mı? İnsan hakları ve basın özgürlüğü açısından kötü bir performans sergileyen Türkiye’nin mültecilere davranışından nasıl emin olunacak ve bir yaptırım uygulanacak mı? Mültecilerin insan kaçakçılarına para ödemeden Türkiye ve Yunanistan arasındaki sınırdan geçmesi için güvenli bir güzergah sağlanmayacak mı?”

‘MİLLİ MENFAATLER’ TEPKİSİ

Gazeteci Dede ise Yunanların anlaşmayla ilgili endişelerinin ‘milli menfaatler’ çerçevesinde şekillendiğini, “NATO savaş gemilerinin Ege’de devriyeye başlamasıyla devam eden süreçte AB-Türkiye anlaşması da tamamlanınca, ülkenin milli menfaatlerinin gerektiği şekilde korunamadığı şeklinde Başbakan Alexis Tsipras ve SYRIZA hükümetine karşı eleştiriler var” sözleriyle belirtiyor.

MÜLTECİLERE EN YARDIMCI TOPLUM

Diğer yandan Dede’ye göre, mülteci krizinde Avrupa’nın Yunanistan’a gerektiği şekilde yardım etmediğini düşünen Yunanlar mültecilere karşı olumlu bir tavır içinde: “Yunan halkı mültecilere karşı bu kadar katı olunmasını istemiyor. Malum Yunan halkının büyük bir kısmı Anadolu’dan gelmiş mülteci çocuğu, göçmen torunu. O nedenle mültecilere karşı iyilikle yaklaşıyor, hatta açıkçası ülkede yaşanan derin ekonomik krize rağmen ellerinde ne varsa mültecilere yardım etmeye çalışıyorlar. Yunan halkının ekserisi mültecilere kucak açtı. Avrupa’da mültecilere bu derece yardımcı olan kaç ülke var ki?”

BEKLENMEYEN BİR DAYANIŞMA

Aynı vurguyu Yunan gazeteci Kallergis, “Ülkenin birçok yerinde Yunanlar göçmenlere karşı beklenmeyen bir dayanışma gösterdi. Yunanistan’da yerli halk kamplardaki göçmenlere yardıma geldi. Tabii ki bazı yerlerde tepki verildiği de görüldü ama genellikle yanlış haberlerden ötürüydü” diyor.

Kallergis’e göre yeni anlaşma kapsamında asıl zorluk mülteci başvurularının alınması sürecinde yaşanacak. Binlerce uzmanın bu süreç içinde yardım etmek amacıyla Yunanistan’a gelmesi beklense de başvuruların kabülü bürokratik açıdan sıkıntı yaratabilir. Kallergis ayrıca diğer AB ülkelerinin göçmenleri almaması halinde kampların gittikçe kalabalıklaşacağını söylüyor.

KRİZİN ASIL ÇÖZÜMÜ

Ancak Yunanistan’da mülteci krizinin Suriye savaşı bitmeden sona erdirilemeyeceği görüşünün yaygın olması asıl hayal kırıklığını yaratan olgu… Evren, “Yunanistan’da iktidar ve muhalefetin ortak görüşü Suriye’de iç savaşın bitmeden mülteci akınının durmayacağı yönünde” diyor.

Kallergis, anlaşmanın istendiği gibi Avrupa’ya mülteci akınının kesilmesinde işe yarasa da asıl sorunu çözmeyeceğini aktarıyor: “Bir savaş alanından uluslararası koruma için kaçan insanların neden olduğu göçmen krizi, arkasındaki asıl sebepler sona ermezse devam edecek: Suriye’de savaş devam ettiği müddetçe sürecek.”

 

İlk siz yorum yapın