“KEŞKE SAVAŞ STATTA YAŞANIP SONA ERSEYDİ”

26ML18ZAGREB-1

26.Eylül.2013′te Milliyet’te yayınlanan ve Can Çırnaz ile kaleme aldığımız yazı…

Hayat futbola benzer fena halde: Türkiye’nin unutulmaz filmlerinden “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar“ın dillerden düşmeyen repliğidir. Geçtiğimiz pazar günü Beşiktaş-Galatasaray maçı etrafında yapılan tartışmalar, Gezi eylemleri ertesinde futbolun gittikçe daha çok siyasileşmesi ve günlük siyasi tartışmaların futbola yansıması, bu ifadenin ne kadar doğru olduğunu tekrar gösterdi. MHP’nin lideri Devlet Bahçeli‘nin “Yugoslavya’yı da futbol bölmüştü” açıklamasıyla, Hırvatistan’ın Yugoslavya‘dan bağımsızlığına giden yolun mihenk taşlarından biri olan Dinamo Zagreb ile Belgrad’ın Kızılyıldız takımları arasındaki maça ve etkilerine baktık.

26ML18MACZAGREB

Yugoslavya gibi büyük ve birçok farklı unsuru bünyesinde barındıran bir devletin yaşadığı sorunları sadece bir futbol maçına indirgemek mümkün değil. Ancak 1990 yılında Hırvatistan’ın Zagreb şehrinde Dinamo Zagreb ve Belgrad’ın Kızılyıldız takımları arasında oynanan maçta yaşananların savaşın fitilini ateşlediği kabul edilebilir. 1980 yılında Josip Broz Tito‘nun ölmesiyle komünist rejim yerini federal oluşumların görüldüğü bir sisteme bırakmış, Sırp lider Slobodan Miloseviç gibi milliyetçi yöneticilerin başa gelmesiyle Yugoslavya patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüştü.

Sloganlar stadı gerdi
Etnik gerilimin zirveye tırmandığı 1990 yılında, Hırvatistan’da 50 yıl aradan sonra ilk kez bağımsız ve çok partili seçimler gerçekleşti. Hırvatistan’ın tam bağımsızlığını savunan, milliyetçi ve muhafazakar Hırvatistan Demokratik Birliği Partisi (HDZ) komünistlere karşı zafer kazandı. Seçimlerden sadece birkaç hafta sonra oynanan maçta, Yugoslav liginde zirveye oynayan ve iki ezeli rakip olan Hırvat Dinamo Zagreb ile Sırp Kızılyıldız, Maksimir stadyumunda karşı karşıya geldi. “Delije” adıyla anılan ve yaşanacak savaştaki etkin rolüyle bilinen Sırp milliyetçisi “Arkan”ın önderi olduğu Sırp taraftar grubunun bağımsızlık karşıtı sloganları ortamı iyice gererek çatışmaya ön ayak oldu.

Taraflar arasında başlayan kavga, Sırp polis gücünün Hırvat taraftarlara sert ve orantısız müdahalesiyle devam etti. Taraftarlarına uygulanan şiddete göz yummayan Hırvat futbolcu Zvonimir Boban, cop ve gözyaşartıcı gaz kullanan polise attığı tekme ile belki de bilmeden savaşın “ilk kurşununu” atıyordu. Boban, bu olaydan sonra Hırvatistan’da bir milli kahraman statüsüne erişti. Daha sonra verdiği demeçte, “tüm kariyerini ve şöhretini Hırvat davası adına riske attığını” açıklayacaktı. Birkaç yıl sonra cephede karşı karşıya gelecek iki taraf arasında yaşanan çatışmalarda, onlarca kişi yaralandı.

Dinamo bir sahneydi
Bu maçın Hırvat halkının hafızasında nasıl bir yer edindiğini sorduğumuz yapım asistanı Zrinka Klukovic, maçtan önce de Zagreb sokaklarında taraftarlar arasında çatışmaların yaşandığını, futbola dair yaşanan tüm bu olayların aslında siyasi olduğunu söylüyor. Klukovic, “Dinamo’nun Hırvatistan’ın bağımsızlığı için gerçekten önemli olup olmadığı sorgulanır, çünkü Hırvatistan o dönemde zaten bağımsızlıktan yanaydı. Bu yüzden Dinamo sadece her şeyin kızıştığı bir sahne, bir platformdu. Keşke savaş o stadyumda sona erseydi, sonra yaşanlar olmasaydı. Ama bu sadece bir başlangıçtı.”

1991 yılında Hırvatistan, Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan etti. Buna karşı çıkan Sırplar ve Hırvatlar arasında katliamlar ve soykırımın yaşandığı, dört yıl süren bir savaş başladı. HDZ’li lider Franjo Tudjman‘ın otoriter yönetimi, Hırvatistan’ın uzun yıllar boyunca Avrupa Birliği’ne girmesine engel oldu. Sırbistan ve Hırvatistan arasındaki ilişkilerin normale dönmesiyle Hırvatistan ancak bu yıl temmuz ayında AB’ye üye olabildi. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi‘nde Hırvat ve Sırp liderler yargılanmaya devam ediyor. Maçın oynandığı 13 Mayıs tarihi ise halen Hırvatistan’da bağımsızlık bayramı gibi kutlanıyor.

İlk siz yorum yapın