COURSERA: ONLİNE EĞİTİMDE YENİ HEYECAN

Coursera-1024x486

Dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insan, gelmiş geçmiş en iyi üniversitelerin derslerini online ve ücretsiz olarak takip edebilmenin heyecanı içinde… Bunun gerçekleşmesini sağlayan girişim ise, Stanford Üniversitesi’nin bilgisayar bilimleri alanında öğretim görevlisi olan Daphne Koller ve Andrew Ng’nin kurduğu Coursera. Amacını dünyanın en iyi üniversitelerinin sadece şanslı birkaç bin kişiye değil de, başka ülkelerden milyonlarca insana da bedava eğitim verdiği bir gelecek olarak tanımlayan Coursera, şimdiye kadar Princeton, Stanford, Michigan, Pennsylvania, Toronto, Virginia, Brown, Florida, Hong Kong Bilim ve Teknoloji ve Washington Üniversitesi gibi okullarla işbirliği geliştirdi. Böylelikle bu üniversitelerin sosyal bilimler, bilgisayar bilimleri, ekonomi, finans, tarih, edebiyat, sinema, tıp ve matematik gibi çeşitli alanlarındaki öğretim görevlileri Coursera’nın eğitmenleri arasına girdiler. 2011 sonbaharında kurulan Coursera’nın yaklaşık 45 kadar dersine şimdiye kadar 190 ülkeden 1,5 milyon kayıt gerçekleşti.

Eğitmenlerin yüklediği videoların izlenmesi, öğrencilerin online testlere girmesi ve forumlarda derse kaydolan diğer öğrencilerle iletişim kurması temeline dayanan Coursera’da dersler yaklaşık 10 hafta kadar sürüyor ve eğitmenler her hafta 3-4 saatlik videolar yüklüyorlar. Modern ve Çağdaş Amerikan Şiiri, 1300’den beri Dünya, Matematiksel Düşünceye Giriş, Mantığa Giriş, Sosyal Ağ Analizi, Obezite Ekonomisinin Temelleri, Aşı Denemeleri: Yöntemler ve En İyi Pratikler, Astronomiye Giriş, Cebir, Spor ve Toplum, Gitara Giriş gibi çok çeşitli derslerin bulunduğu Coursera’dan ders alabilmeniz için kayıt olmanız yeterli. En büyük rakipleri Udacity ve Harvard, Berkeley ile MIT tarafından kurulan EdX gibi son yılların yükselen trendi MOOC’lardan (Massive Open Online Courses) biri olan Coursera’ya yöneltilen en büyük eleştiriler ise finansal gelir modelinin olmayışı ve zamanla offline eğitimin yerini alabilir korkusu.

Coursera’yı öne çıkaran özelliklerden biri, verilen eğitimin Coursera’nın kurucuları tarafından birtakım pedagojik prensipler üzerine oturtulması. Herkesin kendi hızında, aynı dersi alan diğer öğrencilerle etkileşime girerek, çeşitli testler ve ödevlerle kendini sürekli sınayarak dersi öğrenmesini sağlayan sistem, öğrencilerin bir yandan hayatlarına devam ederken bir yandan da derslerde verilen kavramları hızlı ve etkili bir şekilde öğrenmelerini sağlayabilmek için tasarlanmış. Dersi alan öğrencilerin birbirlerinin sınav kağıtlarını değerlendiriyor olması kopya ve intihal tartışmalarını doğursa da amaç aynı dersi başka ülkelerden alan binlerce insanın interaktif bir şekilde öğrenme sürecine katılımının sağlanması.

Birçok üniversitenin Coursera’ya dahil olmakta başta isteksiz olmasının sebeplerinden biri, platformun üniversiteye finansal anlamda bir gelir getirmemesinden kaynaklanıyor. Fakat zamanla bu düşünce yerini, büyük bir hızla gerçekleşen bir değişimin gerisinde kalmak kaygısına bırakıyor ve üniversiteler kendilerini Coursera’yla anlaşma yapmak zorunluluğunda hissediyor. Şimdilik finansal gelir modeli anlamında bir gelişme olmasa da, gelecekte buna da bir çözüm getirileceği inancı var. Sertifikalar ya da bazı derslerin okullarda kredi yerine geçmesi için ücret istenmesi gibi çözümler söz konusu. Platformda yer alan üniversitelerin çoğu paralı olduğundan, artık insanlar bu okullara para vermek yerine online eğitimi tercih eder mi endişesi de oluşmuyor değil. Üniversitede edinilen kazanımların, sadece derslerin içeriğine bağlı olmadığını, kampüste edinilen tecrübe, sınıf içinde diğer öğrenciler ve eğitmenle girilen etkileşimin önemli olduğunu vurgulayan Andrew Ng, varolan kurumlarla rekabet içinde olmadıklarını, tersine bütünleyici bir ilişki kurduklarını belirtiyor.

Coursera’nın offline eğitime katkılarından biri de, dersi sınıfta dinleyen öğrencilerin kavrayışına yardımcı olması. Öğrencilere hem sınıfa gelmeden önce dersi online olarak dinlemeleri tavsiye ediliyor hem de sınıfta kaçırdıklarını online olarak takip etme olanağı tanınıyor. Aynı zamanda, dünyanın bu en iyi üniversitelerine girmek isteyen öğrenciler için dersi okula gitmeden online olarak izlemek, üniversiteye dair fikir edinmelerinde yardımcı oluyor.

Nereye doğru evrileceği merakla beklenen MOOC’lardan Coursera’nın hiçbir şeyi değilse bile en azından geleceğin ders kitaplarını değiştireceği söyleniyor. Coursera’ya kayıt olan bizlerin heyecanı ise, öğrenmeyi çok isteyip de şimdiye kadar fırsatını bulamadığımız, herhangi bir yerde kursa kayıt olmak imkanını yakalayamadığımız ya da hiç aklımızda yokken ders listesinde görüp de meraklandığımız konuları alanında en iyi hocalardan öğrenme şansı ediniyor olmamızdan kaynaklanıyor. Hollywood’un Dili: Öykü Anlatımı, Ses ve Renk ya da İklim Değişikliği, Dijital Ses Tasarımına Giriş gibi ilginç derslerin, dünyanın en iyi üniversiteleri tarafından evine kadar getirilmesini kim istemez? Daha başlamadan yakalamak için siz de Coursera’nın dersler sayfasına gidebilir ve mutlaka ilginizi çekecek bir konu bulabilirsiniz: https://www.coursera.org/

 

İlk siz yorum yapın