ZAMANSIZ AMA MANDALİNA TADINDA BİR BAYRAM

toplu - Kopya

28.07.2014′te Milliyet’te yayınlanan yazım…

Sadece filmlerde olduğunu düşündüğünüz bir olay başınıza geldiğinde, belli ki hayatınızın dönüm noktalarından birini yaşıyorsunuz demektir. Benim maceramın başlangıç tarihi ise 19 Mayıs’a uzanıyor. Gazetede çalıştığım bir günün akşamında spor salonuna gitmemle başladı her şey… Yürüyüş yaptığım sırada televizyon ekranındaki yüzleri seçemediğimi fark etmem, birçok nesneyi algılayamadığımı anlamamla kaygıya dönüştü. Bir süre sonra etrafı daha net görmeye başlasam da, gece boyunca şiddetli bir baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve kusma peşimi bırakmadı.

Kabus gibi bir gece geçirdikten sonra neler olduğunu anlamak için Milliyet gazetesinin çok yakınında bulunan bir hastaneye gittim. Nöroloji alanında uzman doktor olan Melahat Değirmenci Eser, bir beyin MR’ı çekilmesinde karar kıldı. MR öncesinde Amerikalı filozof Michael Hardt ile gerçekleşen, ancak konulacak teşhis dolayısıyla hiçbir zaman yazıya dökülmeyen bir röportaj ise araya sıkışmayı başarmıştı.

Menenjioma ile ilk tanışma

Röportajın ardından hastaneye döndüm. MR cihazından çıktıktan sonra doktorlar eşliğinde bakmam istenen görüntüyü ise unutmam mümkün değil. Beyin zarında menenjioma (meningioma) adı verilen bir tümörün varlığı ve tehlikeli boyutlara ulaşmış olduğu ortaya çıkmıştı. Uzun yıllardır orada olduğu tahmin edilen ve neredeyse bir mandalina boyutlarına varan tümörün cerrahi operasyonla alınması gerekiyordu. Neden ve nasıl oluştuğu belli olmayan bu tümör, yeri dolayısıyla neyse ki ameliyatla kolay bir şekilde temizlenebilirdi.

Belki de geçirdiğim şokun etkisiyle bu haberi ilk başta soğukkanlı bir şekilde karşılasam da, doktorum Eser’in nöbet riskinin önüne geçmek için derhal hastaneye yatmamın iyi olacağını söylemesi ilk kez paniklememe yol açmıştı. O akşam hastaneye yatışım gerçekleşene kadar yanımdan ayrılmayan Eser, haberin ilk anda vereceği şokla ailemin sarsılmaması için de bana destek oldu.

Hızlı bir ameliyat kararı

Operasyonu gerçekleştirmesi beklenen cerrah Prof. Dr. Talat Kırış ile ertesi sabah tanıştım. Kırış, kendinden emin ve sıcak tavrıyla operasyonu kolay bir şekilde atlatacağım konusunda beni ikna etmişti. Ailem ve doktorlarımla ameliyatın üç gün sonra gerçekleşmesinde görüş birliğine vardık.

Hastanede tetkiklerin yapıldığı ve damar yoluyla ilaçların verildiği günlerin ardından neyse ki ameliyat beklediğimiz gibi çok iyi geçti. Birkaç gün sonra Kırış tümörün iyi huylu olduğu haberini ilk ağızdan heyecanla verecekti. Eser ve Kırış’ın desteği sayesinde kolay atlattığımız operasyonun ardından hastanede beş gün daha kaldım. Geçirdiğim beyin ameliyatı diğerlerine göre daha az riskli olsa da, operasyonun psikolojik ve fizyolojik etkilerinin üstesinden gelmek kalmıştı geriye…

Hayatta biriken en büyük değer

Uzun bir zaman boyunca kendime dönerek yaşadığım, ister istemez değiştiğim bir hastalık ve iyileşme sürecinin ardından gelen ilk bayram bu şimdi… Eğer insanın ailesi ve sevdikleriyle bir araya geldiği, dayanışmanın ve desteğin katmerlendiği, uzakta olanların kavuştuğu zamanlarsa bayramlar; ben demek ki bayramımı hayatımın en zor döneminde yaşadım. Çünkü bütün bu süreci kolay atlatmamı sağlayan en önemli etmen, ziyaretleri, telefonları ve mesajlarıyla beni yalnız bırakmayan ailem, dostlarım ve arkadaşlarım oldu.

annem ve kardeşim 2

 

Anladım ki hayatımda biriktirdiğim en değerli şey, hastane odasında kaldığım 10 gün boyunca bir an bile yalnız kalmama izin vermeyen, kahkahaları hastane koridorlarına taşan sevdiklerimdi. Ameliyatın ardından bir süre bana tekrar bebeğiymiş gibi bakan annem, bir anda olgunlaştığını gördüğüm erkek kardeşim, şaşkınlıktan ne yapacağını bilmeyen babam, her an yanımda olan erkek arkadaşım, ellerinde tümörün konduğu kavanozlarla Bakırköy’deki laboratuvara giden yakınlarım, her akşam iş çıkışı koşturarak gelen arkadaşlarım

Milliyet gazetesinden çalışma arkadaşlarım ve genel yayın yönetmenimiz Fikret Bila ise fırsat buldukları her an yanımdaydı. 10 gün boyunca yaşadığım kaygılar, hayatı sorgulamalar, halsizlikler, yorgunluklar, baş ağrıları, baş dönmeleri, kısacası belki de şimdiye kadar yaşadığım en yoğun ve zorlu süreç; moralim düzelsin diye getirilen dergiler, anlatılan dedikodular, yapılan espriler, taşınan yiyecekler, kardeşimin şakalarına atılan kahkahalarla mandalina tadında bir bayrama dönüşmüştü.

Hastane selfiesi

Ameliyat öncesi ve sonrasında, yatarak geçirdiğim her saniye ise düşündüğüm tek şey, “Hayatımdaki mutlu anları nasıl çoğaltabilirim?” sorusuna verilebilecek cevaplardı. Bunun sebebi de operasyon sonrasında tek başıma kaldığım her anda, ter basmaları, kâbuslar ve rüyalar sırasında, gözümün önüne güldüğüm ve mutlu olduğum anların gelmesiydi. Öğrenciyken ya da iş hayatında kazanılan başarılar, günlük kaygılar ya da telaşlar değil; aklımda sürekli güldüğüm kareler vardı.

Hayat bana bir çelme takmasa, bütün bunları düşünmek ve hayatta sahip olduklarıma minnet duymak için gerekli olan vakti bulamazdım. Bu satırları okuyan sizler için dileğim ise hayatın size vakit yaratmasını ya da bayramları beklemeden, sahip olduklarınıza kocaman sarılmanız… Çünkü bir tanıdığınızın nasıl olduğunuzu sormak için araması ya da bir arkadaşınızın beklenmedik ziyareti asıl bayramınız… Yaşadıklarımdan yola çıkarak “her gününüz bayram gibi geçsin” temennisini yürekten diliyorum; sağlıklı, bol kahkahalı, neşeli, sevdiklerinizle beraber, Ege mandalinası tadında anları kastederek…

2 Comments

  • Cevapla Ocak 18, 2016

    Mevlüt ÇALIŞKAN

    Merhaba, Öncelikle çok geçmiş olsun.

    Bende de benzer bir durum oldu ve sürpriz bir şekilde menenjiom ile karşılaştım :( Daha ameliyat olmadım. Sizle nasıl irtibata geçebilirim ?

    mail adresim: mevlutcaliskan85@gmail.com bana ulaşırsanız sevinirim.

  • […] daha önce yazdığım ‘Mandalina Tadında Bayramlar’ yazımla ilgili olarak benimle iletişime geçince hayatıma girdi. Bahçeşehir […]

Leave a Reply