“ALTIN ŞAFAK’IN GÜCÜNDEN YUNAN HÜKÜMETİ SORUMLU”

GoldenDawn

14 ve 15 Ekim Milliyet’te yayınlanan yazı dizisinden…

Yunanistan’da ırkçılık karşıtı rap şarkıcısı Pavlos Fyssas’ın öldürülmesinin ardından gözler cinayetle ilişkili olduğu düşünülen aşırı sağcı parti Altın Şafak’a çevrildi. Son zamanlarda göçmenlere karşı şiddet içeren saldırıların yükselişe geçmesinden sorumlu tutulan Altın Şafak’ın bir sonraki seçimlerde daha çok oy kazanmasından kaygı duyuluyor. Partinin son zamanlarda desteğini artırmasına sebep olarak ekonomik kriz ve vatandaşlarda yarattığı çaresizlik hissiyatı gösterilse de konuştuğumuz uzmanlar, partinin kökeninin geçmiş yıllara dayandığını aktarırken güç kazanmasına neden olduğu için hükümeti suçladı.

golden-dawn-party1

Çoğu liderinin cinayet kapsamında başlatılan davada yargılandığı Altın Şafak, son seçimlerde yüzde 7 oy ile parlamentoda 18 koltuk edinmişti. Sonraki seçimlerde ise oyunu yüzde 10’lara çıkarması bekleniyordu; ancak Fyssas’ın ölümünün ardından destek oranının düştüğü belirtiliyor. Altın Şafak sadece göçmenlere değil, solculara, ırkçılık karşıtlarına, anarşistlere ve homoseksüellere karşı gerçekleştirilen şiddet eylemlerinden de sorumlu tutuluyor. Avrupa Komisyonu, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü’nün Altın Şafak’ı saldırılarla ilişkilendiren raporlarına, Yunan devletinin elindeki kanıtlara rağmen neden bugüne kadar harekete geçilmedi?

Boğaziçi Üniversitesi’nin Yunan öğretim görevlisi Giorgos Kazantzidis, Altın Şafak ile Yunanistan’da 1967-1974 yılları arasında hüküm süren askeri cunta arasındaki ilişkiye dikkati çekiyor: “Altın Şafak’ın şu an tutuklu olarak yargılanan lideri Nikolaos Mihaloliakos, 1984 yılında o zamanlar hapiste olan diktatör Georgios Papadopoulos tarafından faşist bir parti olan Ulusal Siyasi Birlik’in gençlik kollarının başına atandı. Mihaloliakos’un yerini sonradan bugün iktidarda olan Yeni Demokrasi partisinin parlamento sözcüsü Makis Voridis alacaktı.”

İdeolojik olarak yakın
Bu noktada Altın Şafak’ın diktatörlüğe uzanan kökenlerinden bugün iktidar partisi olan Yeni Demokrasi ile arasındaki ilişkiye geliyoruz. Yunan gazeteci Christos Syllas da iki parti arasındaki ideolojik yakınlığa dikkati çekiyor. Syllas, Yeni Demokrasi milletvekillerinin ileride Altın Şafak ile koalisyon kurabileceklerine dair açıklamaları olduğunu vurguluyor. Yeni Demokrasi’nin lideri Başbakan Antonis Samaras’a yakın kişilerin ve başbakanlık danışmanlarının Altın Şafak sempatizanı olduğunu da ekliyor.

Syllas, “Hükümetteki Yeni Demokrasi Partisi ve Altın Şafak arasında ciddi bağlar var. Hükümet, faşizm karşıtı eylemlerin ve mali politikalarına karşı işçi hareketinin ortaya çıkmasını engellemek için Altın Şafak’ı kullandı. Altın Şafak’la millet ve aileye dair ortak görüşlere sahipler. 80’li ve 90’lı yıllarda Yeni Demokrasi milletvekilleri de milliyetçi ve faşistti. Yeni Demokrasi’nin ne kadar oy alacağı bu noktada çok önemli; çünkü Altın Şafak’tan oy çalmak istiyorlar. Altın Şafak’ın artacak oylarından Yeni Demokrasi korkuyor” açıklamasında bulundu.

Sola karşı kullandı
Parlamentonun en büyük ikinci partisi olarak en güçlü muhalif gücü temsil eden sol koalisyon Syriza milletvekili Vasiliki Katrivanou da hükümetin Altın Şafak’la güçlü işbirliği sinyalleri verdiğini aktarıyor. Syriza olarak Altın Şafak ile ilgili parlamentoya 44 soru önergesi vermelerine rağmen dikkate alınmadıklarını belirtiyor: “Hükümet Altın Şafak’ı bir suç örgütü olarak yargılamak adına şimdiye kadar harekete geçmediği gibi, partinin ideolojisini de kullanıyor. Göçmenlik politikası tamamen aynı. Hükümet şimdiye kadar neo-Nazizm’i Syriza’ya karşı bir güç olarak gördü. Aynı zamanda orduyu da sola karşı kullandı.”

Boğaziçi Üniversitesi’nin tarih bölümü öğretim üyesi Vangelis Kechriotis’e göre bugüne kadarki saldırıları gerçekleştirenler dokunulmazlıklarının olduğunun bilincindeydiler. Kechriotis, Fyssas’ın öldürülmesinin planlanmadığını ve bir hata olduğunu düşünüyor. Yunan akademisyene göre “Altın Şafak krallığında kırılmalar” yaratan bu cinayet, AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek olan Yunanistan’da harekete geçilmesine sebep oldu. Syriza milletvekili Katrivanou da şimdiye kadar göçmenlerin öldürülmesine rağmen yasal süreç başlatılmasa da bir Yunan gencin öldürülmesinin ardından AB ve ABD’den gelen baskılar yüzünden hükümetin harekete geçmek zorunda kaldığını belirtiyor.

İKİNCİ BÖLÜM

Altın Şafak kahraman mı
olacak güç mü kaybedecek?

Yunanistan’da ırkçılık karşıtı rap şarkıcısı Pavlos Fyssas’ın öldürülmesinin ardından cinayetle ilişkili olduğu düşünülen aşırı sağcı parti Altın Şafak’a bağlanan diğer saldırılar da sorgulanmaya başladı. Yaklaşık yirmi yıldır görülse de son üç yılda göçmenler, anarşistler, solcular ve homoseksüellere karşı düzenlenen saldırılar artış gösterdi. Yunanistan’da ırkçılık ve neo-Nazizm’in yükselişine ve etkin bir mücadele yürütülememesine gösterilen sebepler arasında polisin Altın Şafak’a destek vermesi ve kamu kurumlarındaki milliyetçi kadrolaşma gösteriliyor.

Dünya Doktorları’nın Yunanistan’daki başkanı olan Nikitas Kanakis, saldırıya uğradıkları için merkezlerine gelen çoğu kişinin fakir göçmenler olduğunu söylüyor. “Birçok saldırıda kurbanlar Asya, Afganistan, Pakistan’dan gelen Müslüman göçmenler… Geceleri çöpleri toplayarak çalışan kişiler… Saldırılar, Altın Şafak’ın destek bulduğu yoksul mahallelerde gerçekleşiyor. Saldırganlar bıçak, beysbol sopası ve cop kullanıyor” diyen Kanakis saldırılar arttı mı yoksa kurbanlar cesaret buldukları için başlarına gelenleri daha çok mu anlatıyor emin değil.

golden-dawn1

Korku atmosferi
14 yaşındaki bir çocuğa bile kırık bira şişesiyle saldırıldığını aktaran Yunan doktor, merkeze tedavi olmak için yüzlerce kişinin geldiğini söylüyor. “Babası gözlerini kaybeden bir çocuğa ne istiyorsun diye sorduğumuzda ‘Geceleri yok olmak istiyorum’ dedi. Belgesi olmayan göçmenler polise gidemiyor. Yasal göçmenler bile şikâyette bulunmak için 100 euro ödemek zorundalar” diyen Kanakis’e göre Yunanistan’da “korku atmosferi” var. Polisin göçmenlere yardımcı olmadığını vurgulayan Kanakis, saldırıya uğrayanların karakollardan atıldığını ve tutuklanmakla tehdit edildiğini söylüyor.

Yunan gazeteci Christos Syllas, “Altın Şafak’la ilgili düzenlenen bir operasyon sırasında polisin Altın Şafak’la yozlaşmış bir ilişkisi olduğuna dair hükümetin resmi bir beyanı var. Polis, Altın Şafak’ı destekliyor ve partiyle işbirliği yapıyor. Birçok üst düzey polis, Altın Şafak üyelerine ne zaman saldırı düzenleyebileceklerine dair bilgi veriyor” diyor. Syllas, ordu ve Altın Şafak arasında güçlü bir bağ olduğuna dair birçok kanıt olduğuna da değiniyor: “2008’deki gösterilerin ardından yeni bir çevik kuvvet polis gücü oluşturulmaya karar verildi. Buna göre çevik kuvvet polislerinin 2009’dan sonra göreve başlayanlarının yüzde 70’i ordudan geliyor ve Altın Şafak’la ilişkililer”

Polis oy verdi
Boğaziçi Üniversitesi’nin Yunan öğretim görevlisi Giorgos Kazantzidis, polisin yüzde 50-60’nın Altın Şafak’a oy verdiğini ortaya koyuyor. Parlamentonun en büyük ikinci partisi olan sol koalisyon Syriza milletvekili Vasiliki Katrivanou, “Altın Şafak eylemlerine polisin katılmasından, polisin partiyle ilgili şikâyette bulunmak isteyenlerin başvurularını kabul etmemesinden, polisle Altın Şafak arasında bir ilişki olduğunu biliyoruz” açıklamasında bulunuyor. Katrivanou, polisin faşizm karşıtı göstericilere işkence uyguladığını da ortaya koyuyor.

The Rise Of The Far Right Political Movement Golden Dawn

Katrivanou’ya göre Altın Şafak partisini kapatmak çare değil. “İnsanların umutsuzluğunu, eğitim ve sağlık sisteminin çöküşünü kullanan” Altın Şafak sempatizanları, hükümet, polis ve kamu kurumlarından ayrıştırılmalı: “Bir partiyi kapatmanın demokrasiye ne faydası olacak bilmiyoruz, başka bir isimle tekrar ortaya çıkabilir. Ancak suç örgütü olarak yargılanmalı. Hem devlet yapısında hem de toplumda mücadele yürütmek gerekli. İnsanların daha çok öfke duymasının ve umutsuz hissetmesinin önüne geçilmeli.”

Yunan doktor Kanakis de Yunan vatandaşlarının ekonomik krizden doğan çaresizlikleriyle mücadele etmenin gerektiğini vurguluyor: “Siyasi partiler sadece şiddeti değil, nefret söylemini bile kabul etmediklerine dair bir açıklamada bulunmalı. Polisin de bu saldırıları kabul etmeyeceklerine dair güçlü bir mesaj verilmeli. Altın Şafak’a destek veren yoksul vatandaşlara bunu tersine çevirmek için maddi destek vermeli. Çünkü faşist gruplar onlara yardımcı olarak militanlar yaratıyor. Faşist hareket toplumun yoksul kesimlerine derin kökler saldı. Faşizm insanları ümitsiz anlarında yakalıyor.”

Yunan gazeteci Syllas da Altın Şafak’ı kapatmanın iyi bir yöntem olmadığını düşünenlerden. Syllas, Yunan şarkıcı Fyssas’ın ölümünden sonra Altın Şafak’ın destek kaybedip kaybetmediği yönündeki sorumuza bunu görmek için beklemenin zorunlu olduğu cevabını veriyor: “Fyssas’ın ölümünden sonra destek kaybedip kaybetmediklerini öğrenmek için daha çok erken. Kahraman mı olacaklar, güç mü kaybedecekler?”

İlk siz yorum yapın